Malaysia Part V/Penang
06/08/2018
Romania RoboChallenge 2017
20/10/2018

Uzun bir aradan sonra yazmaya niyet edelim. Bu seferlik yazım çok kısa olacak gibi duruyor. Sebebi ise bulunma süremin de çok kısa olması. Yaklaşık olarak 8 saat. Nereden mi bahsedeceğim? Güneydoğu ilimiz Diyarbakır

Öncelikle bu yazıda Diyarbakır hakkında çok kesin yargılar kullanabilirim. Bu konuda maalesef ki bir şey yapamayacağım. Neyse, gelelim gezimize. Diyarbakır hakkında konuşmaya başlamadan önce oraya nasıl ve neden geldiğimi anlatayım. Haftasonunu Van’da geçirmek üzere bilet aldığım vakit en erken Van’dan geri dönüş biletinin Çarşamba günü olduğunu gördüm. Ne Anadolu Jet, ne Pegasus. Tüm uçaklar dolu ve benim en erken dönmem gerekiyor. Çabuk bir kriz yönetimi düşünerek en yakın başka büyük şehirden dönmeye niyetlendim. Sivas, Erzurum dolu… Nasipmiş Diyarbakır.

Neden Geldim?

Van’da 48 saat durmadan düştüm yollara. Bu 48 saat içerisinde Amik sahil tarafında Van Gölü’nde serinleme fırsatı buldum. Gece 11’de başladı Diyarbakır yolculuğum. Van’dan uçak seferi bulamama nedenim ise Ferit Melen’deki tadilat ve o haftasonu düzenlene GezginFest imiş.

Yolda giderken bol bol durmak zorunda kaldık. Otobüsün kontrol edilmesi ve mola vs. Şoförlerle gece 2’de çorba içme tecrübesi edindim. Mola alanlarında kendilerine ait bir bölümleri var ve garsonların hepsi el pençe divan…

Saat 7 gibi vardım Diyarbakır’a. Sur’da idim. Saat 7.30’da sokaklarda geziyor idim. Ulu Camii’ye uğrasam da kapalıydı. Sonradan uğradım tabii. Huzur verici bir yer.

Oradan Hasan Paşa Hanı’na uğrayayım dedim. Erken olduğu için orası da kapalıydı. Ne edelim, ne edelim.. Kahvaltı!

Çantamla birlikte kahvaltının tadını çıkardık. Denenmeli kesinlikle. Hasan Paşa Hanı’nın altında bir yer var. İsmini hatırlamıyorum. Yer sofrasına yerleştik ve vakit geçirdik biraz. Oradan nereye geçtim.. Diyarbakır Kalesi’ne. Doku gerçekten muazzam. Prag’la yarışır diyebilirim. Belki çok daha iyidir. Acizane bir düşünce tabii ki bu.

Pazartesi olmasının azizliğinden ötürü tüm müzeler kapalıydı. Bu yüzden bir kez daha gitmem gerektiğini düşünüyorum. En kısa zamanda umarım. Hazreti Süleyman Camii’nde otururken bastırdı şiddetli yağmur. Oysaki bana lanse edilen şehrin çok sıcak olduğuydu. Yağmur takip ediyor beni adeta; Van, Diyarbakır, İstanbul…

Oradan Meryem Ana Kilisesi’ne yürüyeyim dedim. Tahmin edin ne oldu? Kapalıydı. Sokaklar biraz ürkütücü olsa da yürürken keyif alıyor insan. Islanmamak için başıma geçirdiğim poşetle sonunda kapalı bir alana attım kendimi. Esnafları gezmeye vakit ayırdım biraz. Ne alınır diye sorduğumda kahve söylendi direkt. Doldurdum ben de.

Kısacık vaktim bitti tabii. Bir daha geleceğim ama bu güzel şehire. Tarihin korunduğu bu güzel yere. Şimdilik hoşça kal Diyarbekir.

 

Emirhan ÜNAL
Emirhan ÜNAL
Şimdilik öğrenci